19 Ocak 2007
mtv ne yapacağını şaşırmış. pimp my ride'ın çılgınlar gibi tutmasından, herkesin arabasına hoplayan zıplayan amortisötler, garip yanar döner boyalar istemesinden yol çıkarak yeni bir program yapmışlar. trick it out.

bu sefer bir kurban seçilerek arabası mahfedilmiyor. los angeles yöresinin "en maharetli" araba modifikasyon ekipleri, $15.000'lık ödül için yarışıyorlar. toplamda 12 takım var, bunlar ikişerli gruplar halinde kendilerine verilen arabaya en çılgın modifikasyonu 14 gün içinde yapmak suretiyle yarışıyorlar. jüri üyesi olarak da bilimum vin diesel ve garip arabalı filmlerde çalışmış bir adamcağız bulunuyor.

o şekerler şekeri şirin minik arabalara 20lik jantlar takan, ar kasını hop hop hoplatan, içine multimedya odası kuranalevli boyalar ve bagaj kaplayan hoperlörlerle içini dolduran manyaklara akıl fikir diliyorum.

mtv, kendine gel. nerede erica'lı italyan vj'li müzik hakkında konuşulan programların?
12 Ocak 2007
telsim vodafone'un sınırlarötesi tarife reklamında çalan müzik where's my mind değil mi ya? değilse de ne kadar çok benziyor. aynı zamanda vodafone'un çektiği en pahalı reklammış.

son zamanlarda okumaktan zevk aldığım yeni bir türkçe blog oldu, ne zamandır yazmak istiyordum unutuyordum. rehearsal tape. siz de okuyun, hem eğlenceli hem bilgilendirici.
10 Ocak 2007
ulanadiblogır;

yemedik yedirdik, içmedik içirdik, hasta oldun başında bekledik. nerde benim "switch" butonum? çağdışı kaldık senin yüzünden. bi de utanmadan kkfwbrn yazdırıyorsun bana hala bi dandirik post içün.

aa, yeni yılın ilk postu. (thk'na bağışlanmış)
hepi kibinyediler.
22 Aralık 2006
ardarda 11 bölüm 24 seyrettikten sonra insan bilgisayar başına geçip nsa'in alt serverlarından bilgi aşırmayı, d.o.d.'nin arananlar listesini pda'ine çekmek istiyor. istemek de değil de, sanki çocuk oyuncağıymış gibi geliyor hepsi. anca google'ın karşısında "uyandırma servisi" yazıp araya bastıktan sonra geçen 1 dakika içinde hiç birşey açılmayınca ve torrenti durdurmak gerektiğini farkedince kendime gelebildim.

uyandırma servisi demişken, sabahları asla uyanamayıp 4lere kadar danalar gibi uyuduğum için ev telefonunun keskin sesiyle uyanmak gibi dahiyane bi fikir geldi aklıma. aradım ettim (uu!), 135miş numara fevkalade. robotik kadın sesine verdik bilgileri, tuşladık saati, sabah 10.30'da kalkmaya hazırız. kapattıktan sonra tekrar arıyorlar şaka yapmadığınızı teyit etmek için. evde iki tane telefon olduğundan ve uyuyan diğer insanları sabahın 6'sında teyid telefonuyla uyandırmamak için jack bauer edasıyla gidip içerideki telefonun kablosunu bile söktüm. 24 etkileri öyle çabuk geçmiyor maalesef.

peki bütün bu ajanlık taktikleri, sinsi düşünceler ve programlamalar ne işe yaradı? sabah 10.30da uyanıp telefonu açtım, robotik kadının "lütfen telefonu kapatmayı unutmayınız" lafından sonrasını hatırlamıyorum. bir daha uyandığımda saat 3 olmuştu, 135'in kafaya dikilip kalkana kadar bekleyen "hadikalkartıksaatkaçoldu" "çaykoydumbuzgibioldu" "ay bakhalayatıyo" diyen anne şefkati yokmuş.
05 Aralık 2006
geçen hafta bir arkadaşım sevgilisine evlenme teklif etti. bundan bize ne demeyin. bright eyes'ın "at the bottom of everything" şarkısına türkçe sözler (hem de çok şirin) yazarak, büyük bir başarıyla şarkıyı söyleyip kızı kaptı. böyle romantik jestlerin ve bright eyes'in yılmaz destekçisi olduğumdan hepinize izlemenizi öneriyorum.

"ya şimdi bana evet de ya da bas hemen tokadı"

embed edemedim, sığmadı.
25 Kasım 2006
yaşasın, artık bizim de geleneksel medya tarafından tanıtılan youtube meşhurlarımız var!

sabah gazetesi "bana kitap al" ve "sütü seven kamyoncu" videolarının kahramanlarıyla röportaj yapmış, hem de bir tam sayfa. yeni videolar çekmeleri için sürekli istekler geliyormuş ancak bir tane daha yaptıktan sonra bu mevzuyu geride bırakacaklarmış. yerinde bir karar olmuş, her şeyi tadında bırakmak lazım.

internet fenomenlerini çok seviyorum!
24 Kasım 2006
yaşasın, yeni bilgisayardan ilk yazıyla karşınızdayım!

son 2 gündür elimde yıldız tornavida, daracık kasaların içinde kablo söküp takmayla geçirdikten sonra yayla gibi monitör ve hızlı (aman allahım!) bilgisayarı kullanmak mutluluk verici oldu. bir süre evden hiç çıkmadan bilgisayar başında çıldırmak istiyorum. meğerse winamp açıkken gmail'dan mail okunabiliyor, aynı zamanda youtube'da video seyredilebiliyor ve bilimum im aracıyla insanlara laf yetiştirilebiliniyormuş. (çekostavakyalılaştıramadıklarımız.)

senelerdir harddisk darlığından cdlerde bekleyen çok kıymetli müziklerim de kendilerine bir yer buldular. en çok ona seviniyorum herhalde. cd tak, çıkar, bunda ne varmış, aa bunu unutmuşum, aa bu bende varmış zaten bi daha yazmışım dertleri artık çok uzaklardaaa, ah çok uzaklarda.

kasanın ön panelini sökemediğim için garip maillar attığım tomshardware üyeleri, vatan bilgisayar'da delirttiğim teknik servis abisi ve daha ethernet kartını yüklemeden "internetim bağlanmıyo ya ühühü" diye beynini ağrıttığım abi dışında hasarsız atlattık bu operasyonu da. ha bi de sabahlara kadar benimle ön paneli sökme konusunda uğraşan berge var, koççum benim. her yazıyı albüm kartonetine çevirme başarım da gözlerden kaçmasın.

aaaaa, cd yazmak 3 dakika sürüyormuş ya hahahayahe!
22 Kasım 2006
8 martta incubus geliyormus, verdikleri linkteki ada bakiniz. hayallahimya. ozgee, sana diyorum! geliyormus?!?

bilgisayar hakkinda son durum; tornavidayi buldum. kasayi actim. dvd ve cd writer kasaya girmiyor. evet girmiyor. imkansiz. elimi kestim. plastigi soktum, demiri kirdim. girmiyor ya delirmeme az kaldi. w98 laneti bu yemin ederim. pisessekbok.
sonunda yeni bilgisayar aldim! 7 sene ayni bilgisayari ve monitoru azimle kullandiktan sonra hic hesapta olmayan kucuk bir mirasla sevgili agir aksak bilgisayarimi degistirmis bulunuyorum. en azindan yeni kasayi ve monitoru eve getirdim.

tembelligin ust noktalarinda yasadigim icin daha kurulumunu yapmadim. kutudan cikarttim, soyle bir sagina soluna baktik, monitoru de masaya koydum. hic fena degil. bende mevcut olan floppy ve cd/dvd-r gibi parcalari almadigim icin mesaakatli olacak biraz kurmak. en buyuk derdim de windows kurulumu, driverlar, hdd tasima degil de yildiz tornavida bulmak. karsi komsumuzda mukemmel bir tornavida seti var ama az once kapida karsilastik, kadincagiz disari cikti. sanirim simdi o donene kadar bekleyecegim. zaten xp'den cok korkuyorum, iyi bahane oldu.

dun bilgisayari eve getirmek icin bindigim taksinin soforu 8 yil avusturya'da yasamis biri cikti. karisinin konsolosluk tayini yuzunden turkiye'ye gelmisler. adamcagizin megerse viyana'da 3 katli super de para getiren kafesi varmis. 4 sene sonra, ailesiyle geri donduklerinde beni bekliyorlar. yasasin.
11 Kasım 2006

sabah uyandigimdan beri ecevit'in cenazesini izliyorum. kalabaliga mi, 7 km'lik yolun 2,5 saatte yurunmesine mi yoksa rahsan ecevit'in 83 yasinda o kadar saat ayakta durabilmesine mi sasirayim bilmiyorum. bir insanla 60 yilini beraber gecirdikten sonra yanliz kalmanin psikolojisini de merak etmiyor degilim. cenazede halktan korktugu icin 2 sira polis korumalariyla ayirilmis protokol bolumunde duran, hatta oraya gelebilmek icin arka kapilardan sivisan bir kisim insana da aciyorum.

askeri torenlerdeki duzene, mekaniklige ve abartili resmiyete de ayrica bir hayranim.