11 Ağustos 2004
"yeni mesajiniz yok, zaten bundan sonra olacagini beklemeniz de aptallik."

türkiye abdi ipekci'deki rüya takima kitlenmisken, haci baba'daki takimin da hic ondan asagi kalir bir yani yoktu hani. dünyalari satin alan kart olmasaydi, su anda bulasik departmanindan sesleniyor olabilirdim. sari cizgilerin gücü adina!
10 Ağustos 2004
okullar kapandigindan beri kafami tek mesgul eden sey hangi cd'nin nerede oldugu ya da elimizde kalip kalmadigiydi. baktim olacak gibi degil, hemen kafami takacak birsey bulmam gerekti. fazla da zaman almadi bunu basarmam.

bu haftaki takintim insanlarin (ve hatta kendimin) göbekadlari. ne kadar anlamsiz bir bulustur bu cift isim olayi. simdi sen cocuguna yeme icme aylarca düsün, hatta esinle kavga et sahane bir isim koy, sirf ölmesine 10 sene kalmis bir aile büyügü üzülmesin diye onun adini, hatta abartip anneannesinin adini cocuga koy isim diye. sonra bu modasi gecmis naftalin kokan sacma sapan arapca ve uzun adlar basina bela olsun cocugun. arkadaslarinin dalga gecmesini birak, öss formuna adi sigmaz, ögrenci kartinda adi yamuk yumuk yazilir, ögretmenler "ne garip adi var bunun" diyip önce onu ögrenirler koca sinifta. ben sahsen, göbekadim da dahil olmak üzere, bir meksikali'yla yarisabilecek kadar uzun olan 23 harfli isme sahibim, allah nazar degdirmesin. hayir bi de anlamadigim, bu göbek adi sittin sene kullanilmicak, cocuga hic öyle seslenmiceksin, ne demeye basina bela aciyorsun?

ilkokulda adi "ali er" olan bir arkadasim vardi. o kadar cok kiskanirdim ki onu. ad-soyad yazmayi ögrenme gününde ilk o ögrenmisti. kader utansin.
15 Temmuz 2004
gercekten de ilk önce iyiler ölüyormus.
27 Haziran 2004
herhalde bir 20 sene tavla oynamam.
24 Haziran 2004
her gün eve geldigimde "bugün kesin erken yatacagim" diyip de bir bucuktan önce yatak yüzü görememek cok üzüyor beni. lütfen yardim edin!
23 Haziran 2004
rica ediyorum, bana her türlü kötülügü yapin ama lütfen yalan söylemeyin. istiyorsaniz insanlarin önünde alay edin, dolandirin, ne bileyim, cd'lerimi kirin (bakin bu kadar büyük konustum), ama yalan söylemeyin. ögrendigim her gercek, hislerimi daha da biriktiriyor. gercekleri de eninde sonunda verilen aciklarla bir sekilde ögreniyorum. ve evet, ben söylenen yalanlari, atilan kaziklari -ne yazik ki- unutmayan biriyim. kinci bile denmisti bana, evet öyleyim. her ne yaparsa yapsin vazgecemedigim insanlardan bile igrenmeye baslayacagim yakinda.

mor ve ötesi'ne ilk defa hak vermek istedim bugün.
"cin oldun, adam carptin."
18 Haziran 2004
kendi parani kazanmak cok garip bir duygu. cüzdanindaki bütün para bittiginde, ertesi gün utana sikila para istemeyecegini bilmek, bankamatikle ufak bir selamlasmayla isleri yürütebilmek cok eglenceli. hatta senelerce size bakmis olan insanlari aksam yemegine cikarmak, sinemaya götürmek, eve gelirken kücük hediyeler almak (cünkü onlar asla eve elleri bos gelmezler), telefon faturani ödemek ve bunlari yapabilmek icin harcanan paranin tamamen zevk alinan bir isten gelmesi rüya gibi. caz festivali kataloguna bakip, gelen kisilerin hepsini taniyor ve dinlemis olmak, tam da yemegin üstüne icilen türk kahvesi tadi veriyor.

bugün interrail, okul, 89lular, 21 soku, yazin yapilacak aylakliklardan bahsetmisken dün dinledigim emiliana torrini sarkisini yazmasaydim (tamami surda) olmazdi herhalde.

unemployed in summertime
i've only just turned 21, I'll be ok
unemployed in summertime
don't need money 'cause we're young
i'll just stay awake till the morning
with make up all over my face.
11 Haziran 2004
a - aa siz 2 parca almissiniz, buyrun öne gecin. benim yüküm cok.
b - tesekkür ederim.
para ödenir, abiye gülümseyerek bas sallanir tesekkür maiyetinde,
a - benim torban cok olacak, arabaya indirmeme yardim eder misiniz? sonra sizi gideceginiz yere de birakirim hem kemküm...
b - ee, ben arkadasla bulusacaktim da, saolun.

giriskenligin böylesi.
10 Haziran 2004
evde yapacak hic birseyim olmadan oturdugumda deliriyorum ben. okumamam gereken seyleri okuyorum, düsünmemem gereken ne kadar düsünce varsa bir türlü kurtulamiyorum, sacma sapan seylerle ugrasip günümü zehir ediyorum kendime. bir türlü gelemeyen yaz (ki hic bir sikayetim yok bu konuda) sonucu sakir sakir yagmur yagarken bugünü kendimi eglendirme günü olarak seciyorum. artik bungee jumping mi yaparim, yoksa bogazin serin sularinda teknemle mi gezerim, ya da özel jetimle ingiltere'de 5 cayina mi giderim bilinmez, ama evde oturma iskencesinden bir an evvel kurtulmaliyim.
07 Haziran 2004
sunca yil bana katlanan herkese tesekkür ederim.