bahar geldi diye sevinirken hevesim kursagimda kaldi. günese alerjisi olan biri olarak sicak havalarin gelmesini istemem de ayri bir saskinlik olsa gerek. bir de blogger'a küskünlügüm gecti, megerse beni de "kanka"dan sayiyormus, canim.
kendisinden "37" diye bahsetmeyi sevdigimiz bir evin sakinlerinin bünyeme soktugu download cilginligi sayesinde hayatimda dinlemeyecegim bir sürü albüme kavustum. "odami, cok afedersiniz, bok götürse dahi bilgisayarim düzenli olmalidir." prensibinden yola cikarak yüzlerce mp3'ü nasil etsem de düzenlesem diye düsünürken, teknolojinin lütfu olan pek sevgili tag&rename hayatimi kurtardi. 180 adet (ve hala artiyor bu sayi, yeter!) albümü iki gün boyunca idtag'inden tut klasör adina düzenlemek oldukca yorucuymus megerse. kütüphanecilik ve arsivcilik bölümleri bu yüzden varmis demek ki üniversitelerde, ögrenmis oldum.
simdi tek düsündügüm, acaba her albümü düzenlemeden önce ellerimi yikasam, günde kac buffy izlemis kadar olurum?
"and if you don't believe i think you should
you make me so proud,
still you love to think you have always been this way,
but you're all wrong!
well I'd love to think you will someday feel the same..."
you make me so proud,
still you love to think you have always been this way,
but you're all wrong!
well I'd love to think you will someday feel the same..."
blogger cok üzdün beni, konusmuyorum artik seninle.
hem de su 23 nisan gününde yapilacak is miydi bu ha sorarim sana?
hem de su 23 nisan gününde yapilacak is miydi bu ha sorarim sana?
dolmusta bulunan 9 kisi icinde birbirini taniyan (tek) ikili olup, sürekli konusup eglenmek ne kadar güzelse, yol boyunca iki kisinin kikirdasip dirdir etmesi bir o kadar sikici ve sinir bozucu olabiliyormus. demek ki davranis reaksiyonumuz dengede degilmis, basina iki eklememiz lazimmis.
aah, büyüdüm de kimyayla alakadar espriler yapiyorum aklimca.
aah, büyüdüm de kimyayla alakadar espriler yapiyorum aklimca.
agaclar cicek acar, kuslar ötüsür, saatler ileri alinir, parmaklar boyanir da spineless kapali mi durur? ne münasebet, tam da balkanlardan gelen soguk hava dalgasiyla beraber tekrar hizmete girmis durumdayiz. "o kadar süre kapali kaldin, yapa yapa bunu mu yaptin?" sorusunu soranlara su siteyi öneriyorum. adettendir, bu yazimizi da bir quote ile bitirelim sahibine el sallayaraktan;
"ben saclarimi sallayamiyorum ya, ne bicim metalciyim!"
"ben saclarimi sallayamiyorum ya, ne bicim metalciyim!"
o kadar ugrastiktan sonra save bile etmeden herseyi kapatmak cok harika. tanimadigim insanlarin linklerini de veriyorum evet, dedigim gibi "baktigim siteler". favoritelerden bulup acmaya üseniyorum. size ne kardesim?
file.new.untitled.
file.new.untitled.
arkadasim dedigim insanlarin tavirlari yoruyor beni. ugrasmak istemiyorum hic biriyle. nefretimi kazanmak cok kolay, güvenimi kazanmak zor. kolay yolu secenler nedense cogaliyor. hic bir yere ait hissetmedigimi söylerken cok hakliydim. hissedemiyorum. sadece su odaya aitim.
there is a cruel world out there.
there is a cruel world out there.
kanatlar sagolsun bugun arsivlerde gezerken neler okudum. gözümün önünden neler gecti. ne cok sey degismis ve de ne cok sey ayni kalmis. acaba birseyler ögrenmeyi becerebildim mi bu sürec icinde, cok merak ediyorum. son olarak 14.12.02'den alinti;
""...zevk aldığı yegane şeylerin beklenmeyen şeyler olduğunu iyice öğrenmişti; bu yüzden hiçbir şeyi dört gözle beklememek için sürekli bir mücadele halindeydi."
so expect the unexpected."
""...zevk aldığı yegane şeylerin beklenmeyen şeyler olduğunu iyice öğrenmişti; bu yüzden hiçbir şeyi dört gözle beklememek için sürekli bir mücadele halindeydi."
so expect the unexpected."
Kaydol:
Yorumlar (Atom)