Galatasaray-olympiakos maci icin 75.000 bilet satilmis. stad 84.000 kisilikmis. TEM cok sikismis, kimseler gidemiyormus. karayollar bokmus, bi halt beceremiyormus. havaalani tarafindan yol yapmamislarmis. devlet ve belediyeye havale etmisler, havale gecirtmisler. bi acilis degilmis, Galatasaray deneme maci yapmak icin talip olmus. esas acilis bir milli macla olacakmis, bak seeen!!! adama Turkiye'nin en buyuk takimi geliyor, mac yapacaz amca diyor, adam muhairi azarlarcasina "acilis degil uleeeaannn!!! acilmeaaiieaan!!" diyor. gozune sunlari sokmak isterim sayin organizasyon yetkilisi, olimpiyat stadi delisi; * * *
~
17:27
eey ucan hasereyi saatlerce uzak tutan sprey! bu sinek isiriklari nerden geliyor eger sen haserelere karsi bir olaysan. yoksa onlardan rusvet almaya mi basladin bizden habersiz? alacagin olsun! alcak!!!
~
17:02
yolculuk oncesi sayiklamalar sadece. bir kac insana yetisebilmek icin kosturarak yasamak. belki de en iyisi. vaatlere kanmadan, gerceklerle yuzlesmek. keske herkes bunu verebilse bana. sadece "gercek". baska bir seye de ihtiyacim oldugunu sanmiyorum zaten. ah evet, bir de kasli ve zeki adamin ilgisi lazim. bahsetmistim daha once ondan. hatta sadece ondan bahsediyordum bir aralar, sayiklama gibiyid. ona yaklasacagim icin yine sayikliyorum. "so tell the boys that i'm back in town" demistim ona bir keresinde, anlamamisti. yine yapsam mi? bu sefer tutar belki. kaslari ona kalsin, bana zekiligi lazim. belki de... sadece ILGISI.
~
06:01
ayili geceligimi cok seviyorum. cocuk gibi hissediyorum onu giydigimde. 9 yasimdan beri sahip olmanin verdigi bir his heralde. carsaflarim, yastik kilifim hatta yatak ortum de the simpsons karakterleriyle suslu. hala duvarlarimda kucuk cocuklarin odalarina asilan fosforlu bulutlar, gezegenler... kutuphanenin ustunde duran bebekler... dedemlerin dolabindaki oyuncaklarim... rengarenk kalemlerim, silgilerim... cocuk klasikleri... annemin kucagina yatip beni sevmesini beklemek... ne zaman buyuyecegim?
bunu isteyen mi var?!
bunu isteyen mi var?!
~
03:53
ayin kaci oldugunu, hangi gunde oldugumuzu bilmiyorum pek. (tarih atma sistemi otomatik olan blogger'a cok sey borcluyum) takvime o gunu "gecmis" olarak isaretlemezsem tarihin gerisinde yasiyorum. remember tugce & picnic day confusion. -and also remember sammy jankins-
sabahlara kadar uyku girmiyor gozume. uyuyabilmek icin film izliyorum, kitap okuyorum, bilgisayar kullanip monitorun yaydigi isigin gozlerimi uyusturmasini bekliyorum ama hic biri ise yaramiyor. gozlerim -daha dogrusu goz kapaklarim- ayni yukle yuklu iki imknatis ucu gibi, yapismak bilmiyorlar birbirlerine. acik tutunca da aciyorlar, yaniyorlar. gunlerce hayvanlar gibi uyuyup onlari gun isindan uzak tutmamin ocunu aliyorlardir belki de. yataga uzanip oylece bilgisayarin yanip sonen isigni izlemek... isn't it special?
sabahlara kadar uyku girmiyor gozume. uyuyabilmek icin film izliyorum, kitap okuyorum, bilgisayar kullanip monitorun yaydigi isigin gozlerimi uyusturmasini bekliyorum ama hic biri ise yaramiyor. gozlerim -daha dogrusu goz kapaklarim- ayni yukle yuklu iki imknatis ucu gibi, yapismak bilmiyorlar birbirlerine. acik tutunca da aciyorlar, yaniyorlar. gunlerce hayvanlar gibi uyuyup onlari gun isindan uzak tutmamin ocunu aliyorlardir belki de. yataga uzanip oylece bilgisayarin yanip sonen isigni izlemek... isn't it special?
bazen oyle bir hapsuruyorum ki cigerlerim agzima geliyormus gibi oluyor, bogazim sokulmus gibi geliyor. hatta cogu zaman bu sekilde hapsuruyorum ben. ama son zamanlarda yeni bi hapsurma akimi cikti, balgamli hapsuruk. gece yatmadan once hapsurmustum, gittim tuvalete girdim, geldim yattim, duvara el attim bi, vicik vicik. az once de dizime denk getirmisim namussuz balgami. yumusak ve kaygan bi de, nasil igrenc ya uf.
aklima olmadik yerlerde (kuyrukta sira beklerken, sinemada, tuvalette, yatarken) olmadik seyler geliyor ve bunlari kagida dokme ihtiyaci duyuyorum. cunku balik hafizalibir insanim. yazarken bile dusuncelerimin devamini unutuyorum, beyin elden hizli. simsek-gok gurultusu gibi. simdi brainstorming lafi daha anlamli gelmeye basladi. bu yuzden surekli yaninda kalem kagit tasiyan ve notlar alan birisi gorurseniz yadirgamayin, bu ben olabilirim. kosun boynuna sarilin.
~
01:55
Oz dizisi zevkine cok guvenilen bir insan tarafindan siddetle onerilince duruma kayitsiz kalamadim, her ne kadar 13. bolumunden de olsa izlemeye basladim. bize pek de yakin olmayan hayatlar sunsa da "Oz", Amerika'da buyuk bir hayran kitlesi olan bir yapimmis. dizi sayesinde bir soyadi benzerliginden suphelenip izini surdugumuz bir oyuncunun 50 yildir bu isin icinde birisi oldugunu gormek hayli sasirtti beni. demek ki bazen bir yerlere gelebilmek, notable bir insan olabilmek icin 50 yil gecmesi gerekiyormus, ne kotu. ayrica zamaninda tiksinerek izledigimiz bir adamin, simdilerde saygi duyulan bir adam olarak izlenmesi de (dizinin cast'inde kim oldugunu gorunceye kadar da kim oldugu animsanmadi) zamanin unutturuculugunu gosteriyor.
tanri hakkaten varsan bunu dinlemelisin!
herseyi yaratirken dusundun ettin, bolca tasarladin, hepsini guzellikle yasasin diye yarattin, birbirleriyle etkilesim icine gecsinler diye urettin de su sivrisineklerin dunyaya verdikleri yarar nedir acaba aciklar misin bana? insanoglunu sinir etmek icin zaten baska seyler yapmissin, bu nedir? ufacik bir sey, tartsak 1 gr gelecek bir hayvan nasil olurda 100 kiloluk adamlarin hayatlarini burunlarindna getirir, uykularini boler, onlari sinir eder vizir vizir? kurbagalari besleyecek baska bisey bulamadin mi?
herseyi yaratirken dusundun ettin, bolca tasarladin, hepsini guzellikle yasasin diye yarattin, birbirleriyle etkilesim icine gecsinler diye urettin de su sivrisineklerin dunyaya verdikleri yarar nedir acaba aciklar misin bana? insanoglunu sinir etmek icin zaten baska seyler yapmissin, bu nedir? ufacik bir sey, tartsak 1 gr gelecek bir hayvan nasil olurda 100 kiloluk adamlarin hayatlarini burunlarindna getirir, uykularini boler, onlari sinir eder vizir vizir? kurbagalari besleyecek baska bisey bulamadin mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)